Türkiye’de Kentsel Dönüşüm Süreçleri: 6306 Sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği Çerçevesinde Bir Değerlendirme
Özet
Türkiye’de hızlı kentleşme, yapı stokunun önemli bir bölümünün deprem riski taşıması ve plansız şehirleşme sorunları, kentsel dönüşüm politikalarının geliştirilmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu bağlamda 2012 yılında yürürlüğe giren 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, afet riski altındaki alanların ve riskli yapıların dönüştürülmesine ilişkin temel hukuki çerçeveyi oluşturmuştur. Kanun ve buna bağlı Uygulama Yönetmeliği, riskli yapıların tespiti, dönüşüm süreçlerinin yürütülmesi, hak sahipliği ve finansman mekanizmalarını düzenlemektedir. Bu çalışmada, Türkiye’de kentsel dönüşüm süreci; hukuki altyapı, uygulama aşamaları, güncel yönetmelik değişiklikleri ve uygulamada ortaya çıkan sorunlar çerçevesinde incelenmektedir.
- Giriş
- 6306 Sayılı Kanunun Amacı ve Kapsamı
- Riskli alanların belirlenmesi
- Riskli yapıların tespiti
- Rezerv yapı alanlarının oluşturulması
- Dönüşüm projelerinin planlanması ve uygulanması
- Kentsel Dönüşüm Sürecinin Aşamaları
- Ekonomik ömrünü tamamlamış
- Deprem veya diğer afetlere karşı yıkılma riski bulunan
- Teknik incelemeler sonucunda güvenli olmadığı belirlenen yapı
- Riskli alan
- Rezerv yapı alanı
- Riskli yapı
- binanın yıkılması
- yeniden yapılması
- müteahhit seçimi
- kat karşılığı sözleşme yapılması
- yeni imar planları hazırlanabilir
- yapı ruhsatı alınarak yeniden inşa süreci başlatılır.
- Finansman ve Teşvik Mekanizmaları
- Kira yardımı
- Faiz destekli kredi
- Vergi ve harç muafiyetleri
- taşınma yardımı
- Uygulama Yönetmeliği ve Güncel Değişiklikler
- Kentsel dönüşüm süreçlerinin koordinasyonu için Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’nın yetkilerinin genişletilmesi
- Riskli yapı tespiti ve yıkım süreçlerinin daha sistematik hale getirilmesi
- Mülkiyet ve karar alma süreçlerinde idari işlemlerin hızlandırılması
- Uygulama süreçlerinin dijital sistemlerle takip edilmesi
- Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar
- Mülkiyet anlaşmazlıkları
- Malikler arasında uzlaşma sağlanamaması
- Finansman yetersizliği
- Sosyal ve kültürel dokunun değişmesi
- Yoğunluk artışı ve altyapı sorunları
- Sonuç
- katılımcı planlama anlayışının benimsenmesi
- sosyal boyutun dikkate alınması
- hukuki süreçlerin şeffaflaştırılması