Genel

EPDK MEVZUATI ÇERÇEVESİNDE ELEKTRİKLİ ARAÇ ŞARJ ÜNİTELERİNİN KURULMASI VE KULLANIMI

Özet

Küresel ölçekte çevresel sürdürülebilirlik politikalarının önem kazanmasıyla birlikte elektrikli araçların kullanım oranı hızla artmaktadır. Elektrikli araçların yaygınlaşması, bu araçların enerji ihtiyacını karşılayacak şarj altyapısının geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Türkiye’de elektrikli araç şarj hizmetlerinin hukuki altyapısı 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından çıkarılan Elektrikli Araçlar Şarj Hizmeti Yönetmeliği ile düzenlenmiştir. Bu çalışmada elektrikli araç şarj hizmetlerinin hukuki niteliği, şarj ağı işletmeciliği lisansı, şarj istasyonlarının kurulması, fiyatlandırma sistemi, kullanıcı hakları ve denetim mekanizmaları incelenmiştir. Ayrıca uygulamada karşılaşılan hukuki sorunlar değerlendirilmiş ve mevzuatın geliştirilmesine ilişkin öneriler sunulmuştur.


1. Giriş

Enerji dönüşümü ve iklim değişikliği ile mücadele kapsamında fosil yakıt tüketiminin azaltılması, elektrikli araçların yaygınlaşmasına önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. Elektrikli araç teknolojisinin gelişmesi yalnızca otomotiv sektörünü değil aynı zamanda enerji piyasasını da doğrudan etkilemektedir.

Elektrikli araçların kullanımının artmasıyla birlikte bu araçların enerji ihtiyacını karşılayacak şarj altyapısının kurulması ve işletilmesi hukuki düzenleme gerektiren yeni bir faaliyet alanı oluşturmuştur.

Türkiye’de elektrikli araç şarj hizmetlerine ilişkin hukuki düzenleme uzun süre genel enerji mevzuatı kapsamında değerlendirilmiş olmakla birlikte, elektrikli araçların yaygınlaşması üzerine 2022 yılında Elektrikli Araçlar Şarj Hizmeti Yönetmeliği yürürlüğe girmiştir.

Bu yönetmelik ile;

  • şarj ağı işletmeciliği
  • şarj istasyonlarının kurulması
  • lisans sistemi
  • fiyatlandırma
  • tüketici hakları

gibi konular ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.


2. Elektrikli Araç Şarj Hizmetinin Hukuki Niteliği

Elektrikli araç şarj hizmetinin hukuki niteliği, enerji hukuku açısından önemli bir tartışma konusudur.

6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu, elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı ve ticaretine ilişkin faaliyetleri düzenlemektedir. Ancak elektrikli araç şarj hizmeti klasik anlamda bir elektrik satış faaliyeti olarak değerlendirilmemektedir.

EPDK tarafından yayımlanan Elektrikli Araçlar Şarj Hizmeti Yönetmeliği’nin 4. maddesinde şarj hizmeti şu şekilde tanımlanmıştır:

Elektrikli araçların bataryalarının şarj edilmesi amacıyla elektrik enerjisi sağlanmasına yönelik hizmet.

Bu tanımdan hareketle şarj hizmeti;

  • elektrik enerjisinin satışından ziyade
  • elektrik enerjisinin araç bataryasına aktarılmasına yönelik bir hizmet

olarak kabul edilmektedir.

Dolayısıyla şarj hizmeti, elektrik tedarik faaliyetinden farklı bir hukuki rejime tabi tutulmuştur.


3. Şarj Hizmeti Faaliyetinin Hukuki Dayanağı

Türkiye’de elektrikli araç şarj hizmeti faaliyetlerinin temel hukuki dayanakları şunlardır:

  1. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu
  2. Elektrikli Araçlar Şarj Hizmeti Yönetmeliği
  3. EPDK kurul kararları
  4. İlgili teknik düzenlemeler

Bu düzenlemelerin amacı;

  • elektrikli araç şarj piyasasında rekabeti sağlamak
  • yatırım ortamını geliştirmek
  • tüketici haklarını korumak
  • güvenli altyapı oluşturmak

olarak belirlenmiştir.


4. Şarj Ağı İşletmeciliği

Elektrikli araç şarj hizmeti sunabilmek için şarj ağı işletmeci lisansı alınması zorunludur.

Şarj ağı işletmecisi;

  • şarj istasyonlarını işleten
  • şarj ağı yönetim sistemini kuran
  • kullanıcıların şarj hizmetine erişimini sağlayan

tüzel kişilerdir.

Lisans Başvuru Şartları

Şarj ağı işletmeci lisansı alabilmek için şirketlerin;

  • Türkiye’de kurulmuş anonim veya limited şirket olması
  • belirli sermaye şartını sağlaması
  • teknik altyapıya sahip olması
  • EPDK’ya lisans başvurusunda bulunması

gerekmektedir.

EPDK lisansı olmadan şarj hizmeti sunulması mümkün değildir.


5. Şarj İstasyonlarının Kurulması

Elektrikli araç şarj istasyonları farklı lokasyonlarda kurulabilmektedir.

Başlıca kurulum alanları:

  • otoyollar
  • akaryakıt istasyonları
  • alışveriş merkezleri
  • otoparklar
  • konut siteleri
  • kamu alanları

Şarj istasyonlarının kurulabilmesi için aşağıdaki süreç izlenmektedir:

  1. Elektrik dağıtım şirketinden bağlantı alınması
  2. Şarj ağı işletmecisi ile sözleşme yapılması
  3. Teknik altyapının kurulması
  4. EPDK sistemine kayıt yapılması

6. Konutlar ve Sitelerde Şarj Ünitesi Kurulması

Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte apartman ve site otoparklarında şarj ünitesi kurulması önemli bir hukuki tartışma konusu haline gelmiştir.

Kat Mülkiyeti Kanunu açısından değerlendirildiğinde;

  • ortak alanlarda yapılacak değişiklikler için kat maliklerinin onayı gerekmektedir.
  • elektrik altyapısının uygun olması gerekir.

Ancak bireysel kullanım amaçlı kurulan düşük güçlü şarj üniteleri genellikle basit tadilat kapsamında değerlendirilmektedir.

Uygulamada sitelerde şarj altyapısı kurulurken;

  • enerji kapasitesi
  • yangın güvenliği
  • otopark düzeni

gibi hususlar önem taşımaktadır.


7. Şarj Hizmetinde Fiyatlandırma

Elektrikli araç şarj hizmetlerinde fiyatlandırma serbest piyasa esasına göre belirlenmektedir.

Ancak bazı temel ilkeler bulunmaktadır:

  • fiyat şeffaf olmalıdır
  • kullanıcı işlem öncesinde fiyatı görebilmelidir
  • ayrımcı fiyatlandırma yapılamaz

Fiyatlandırma genellikle şu yöntemlerle yapılmaktadır:

  • kWh başına ücret
  • süre bazlı ücret
  • abonelik modeli

8. Kullanıcı Hakları

Elektrikli araç kullanıcılarının şarj hizmeti kapsamında bazı hakları bulunmaktadır.

Bunlar arasında:

  • fiyat bilgisine erişim
  • şarj istasyonuna erişim hakkı
  • güvenli hizmet alma
  • kişisel verilerin korunması

yer almaktadır.

Ayrıca kullanıcıların mobil uygulamalar aracılığıyla;

  • şarj istasyonu bulabilmesi
  • rezervasyon yapabilmesi
  • ödeme işlemlerini gerçekleştirebilmesi

mümkündür.


9. Denetim ve Yaptırımlar

Elektrikli araç şarj hizmeti faaliyetleri EPDK tarafından denetlenmektedir.

Mevzuata aykırı faaliyetler halinde uygulanabilecek yaptırımlar:

  • idari para cezası
  • lisans iptali
  • faaliyet durdurma

şeklinde sıralanabilir.

Bu yaptırımların amacı piyasada rekabeti korumak ve tüketiciyi korumaktır.


10. Karşılaştırmalı Hukuk İncelemesi

Elektrikli araç şarj altyapısı Avrupa Birliği ülkelerinde de önemli bir düzenleme alanıdır.

Örneğin:

Avrupa Birliği

  • Alternatif Yakıt Altyapısı Direktifi

Almanya

  • Charging Station Ordinance

ABD

  • National Electric Vehicle Infrastructure Program

Bu düzenlemeler de şarj istasyonlarının standartlarını ve lisans sistemlerini belirlemektedir.


11. Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar

Elektrikli araç şarj altyapısına ilişkin uygulamada bazı hukuki sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Başlıca sorunlar:

  • sitelerde şarj altyapısı kurulmasına ilişkin uyuşmazlıklar
  • elektrik altyapısının yetersizliği
  • lisans süreçlerinin uzunluğu
  • fiyatlandırma şeffaflığı

12. Sonuç

Elektrikli araç teknolojisinin gelişmesi enerji piyasasında yeni bir hizmet alanının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Türkiye’de bu alanın hukuki çerçevesi EPDK tarafından oluşturulmuş olup Elektrikli Araçlar Şarj Hizmeti Yönetmeliği ile ayrıntılı bir düzenleme yapılmıştır.

Bununla birlikte elektrikli araçların kullanımının artmasıyla birlikte şarj altyapısına ilişkin hukuki düzenlemelerin de gelişmesi beklenmektedir.

Daha fazla oku...

Türkiye’de Kentsel Dönüşüm Süreçleri: 6306 Sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği Çerçevesinde Bir Değerlendirme

Özet Türkiye’de hızlı kentleşme, yapı stokunun önemli bir bölümünün deprem riski taşıması ve plansız şehirleşme sorunları, kentsel dönüşüm politikalarının geliştirilmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu bağlamda 2012 yılında yürürlüğe giren 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, afet riski altındaki alanların ve riskli yapıların dönüştürülmesine ilişkin temel hukuki çerçeveyi oluşturmuştur. Kanun ve buna bağlı Uygulama Yönetmeliği, riskli yapıların tespiti, dönüşüm süreçlerinin yürütülmesi, hak sahipliği ve finansman mekanizmalarını düzenlemektedir. Bu çalışmada, Türkiye’de kentsel dönüşüm süreci; hukuki altyapı, uygulama aşamaları, güncel yönetmelik değişiklikleri ve uygulamada ortaya çıkan sorunlar çerçevesinde incelenmektedir.
  1. Giriş
Türkiye’de kentleşme süreci özellikle 1950’lerden sonra hız kazanmış ve bu süreçte büyük şehirlerde plansız yapılaşma yaygınlaşmıştır. Deprem riski yüksek olan Türkiye’de yapı stokunun önemli bir kısmı mühendislik hizmeti almadan inşa edilmiş yapılardan oluşmaktadır. Bu nedenle güvenli şehirlerin oluşturulması amacıyla çeşitli kentsel dönüşüm politikaları geliştirilmiştir. Bu politikaların en kapsamlı hukuki dayanağı, 2012 yılında yürürlüğe giren 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun olmuştur. Kanun; riskli yapıların tespiti, riskli alanların ilanı ve bu alanlarda dönüşüm uygulamalarının gerçekleştirilmesini düzenlemektedir. Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ise 6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği ile belirlenmiştir.
  1. 6306 Sayılı Kanunun Amacı ve Kapsamı
6306 sayılı Kanun, afet riski altındaki alanların dönüştürülmesini sağlayarak sağlıklı ve güvenli yaşam çevrelerinin oluşturulmasını amaçlamaktadır. Kanun kapsamında;
  • Riskli alanların belirlenmesi
  • Riskli yapıların tespiti
  • Rezerv yapı alanlarının oluşturulması
  • Dönüşüm projelerinin planlanması ve uygulanması
gibi süreçler düzenlenmiştir. Kanuna göre dönüşüm faaliyetleri; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, belediyeler, il özel idareleri ve TOKİ tarafından yürütülebilmektedir.
  1. Kentsel Dönüşüm Sürecinin Aşamaları
3.1 Riskli Yapı Tespiti Kentsel dönüşüm sürecinin ilk aşaması riskli yapıların tespitidir. Riskli yapı;
  • Ekonomik ömrünü tamamlamış
  • Deprem veya diğer afetlere karşı yıkılma riski bulunan
  • Teknik incelemeler sonucunda güvenli olmadığı belirlenen yapı
olarak tanımlanmaktadır. Risk tespiti, Bakanlık tarafından lisanslandırılmış kurum ve kuruluşlar tarafından yapılır. Hazırlanan rapor ilgili idareye sunulur ve yapı riskli yapı olarak tescil edilir. 3.2 Riskli Alan ve Rezerv Yapı Alanı İlanı Kanun kapsamında dönüşüm;
  • Riskli alan
  • Rezerv yapı alanı
  • Riskli yapı
olmak üzere üç farklı kategoride yürütülebilir. Riskli alanlar, afet riski taşıyan veya yapılaşma kalitesi düşük olan bölgelerden oluşmaktadır. Rezerv yapı alanları ise dönüşüm kapsamında yeni yerleşim alanlarının oluşturulması amacıyla belirlenmektedir. 3.3 Maliklerin Karar Alma Süreci Riskli yapıların bulunduğu taşınmazlarda dönüşüm kararları, maliklerin arsa payı çoğunluğu ile alınmaktadır. Bu karar doğrultusunda;
  • binanın yıkılması
  • yeniden yapılması
  • müteahhit seçimi
  • kat karşılığı sözleşme yapılması
gibi işlemler gerçekleştirilebilir. Karara katılmayan maliklerin hisseleri açık artırma yoluyla diğer maliklere satılabilir. 3.4 Yıkım ve Yeniden İnşa Süreci Riskli yapı olarak tespit edilen binalar için maliklere belirli süreler tanınır. Bu süre içinde yapıların yıkılmaması halinde idare tarafından yıkım gerçekleştirilebilir. Yıkım sonrası:
  • yeni imar planları hazırlanabilir
  • yapı ruhsatı alınarak yeniden inşa süreci başlatılır.
  1. Finansman ve Teşvik Mekanizmaları
6306 sayılı Kanun kapsamında dönüşüm projelerini teşvik etmek amacıyla çeşitli finansal destekler sağlanmaktadır. Bunlar arasında;
  • Kira yardımı
  • Faiz destekli kredi
  • Vergi ve harç muafiyetleri
  • taşınma yardımı
bulunmaktadır. Ayrıca dönüşüm kapsamında yapılan işlemler bazı vergi ve harçlardan muaf tutulmaktadır.
  1. Uygulama Yönetmeliği ve Güncel Değişiklikler
6306 sayılı Kanunun uygulanmasına ilişkin detaylar Uygulama Yönetmeliği ile düzenlenmektedir. Yönetmelik zaman içerisinde çeşitli değişikliklere uğramıştır. Özellikle 4 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliği ile bazı önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bu değişikliklerin başlıcaları şunlardır:
  • Kentsel dönüşüm süreçlerinin koordinasyonu için Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’nın yetkilerinin genişletilmesi
  • Riskli yapı tespiti ve yıkım süreçlerinin daha sistematik hale getirilmesi
  • Mülkiyet ve karar alma süreçlerinde idari işlemlerin hızlandırılması
  • Uygulama süreçlerinin dijital sistemlerle takip edilmesi
Bu düzenlemelerle kentsel dönüşüm projelerinin daha hızlı ve etkin şekilde yürütülmesi amaçlanmaktadır.
  1. Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar
Kentsel dönüşüm uygulamalarında çeşitli hukuki ve sosyal sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bunlar arasında:
  1. Mülkiyet anlaşmazlıkları
  2. Malikler arasında uzlaşma sağlanamaması
  3. Finansman yetersizliği
  4. Sosyal ve kültürel dokunun değişmesi
  5. Yoğunluk artışı ve altyapı sorunları
sayılabilir. Bu nedenle dönüşüm projelerinde sadece fiziki yenileme değil, aynı zamanda sosyal sürdürülebilirlik de dikkate alınmalıdır.
  1. Sonuç
Türkiye’de kentsel dönüşüm politikaları özellikle deprem riski nedeniyle büyük önem taşımaktadır. 6306 sayılı Kanun ve uygulama yönetmeliği, riskli yapıların dönüştürülmesi ve güvenli şehirlerin oluşturulması için kapsamlı bir hukuki çerçeve sunmaktadır. Ancak uygulamada yaşanan mülkiyet anlaşmazlıkları, finansman sorunları ve planlama eksiklikleri dönüşüm süreçlerini zorlaştırabilmektedir. Bu nedenle kentsel dönüşüm projelerinde;
  • katılımcı planlama anlayışının benimsenmesi
  • sosyal boyutun dikkate alınması
  • hukuki süreçlerin şeffaflaştırılması
önem taşımaktadır. Gelecekte yapılacak düzenlemeler ve yönetmelik değişiklikleriyle Türkiye’de kentsel dönüşüm uygulamalarının daha sürdürülebilir ve etkin bir yapıya kavuşması beklenmektedir. BİZ SİZE NASIL YARDIM EDİYORUZ? Yukarıda detaylarına girmeden halk arasında bilinen adıyla Kentsel Dönüşümü özetledik. Söz konusu prosedürler başlamadan ve başladıktan sonra; gerek sürecin tüm hukuki boyutunun takip edilip düzenlenmesi gerekse de süreç içerisinde mağdur edilmiş kat maliki veya müteahhitlerin haklarının korunması için gerekli tüm iş ve işlemler tarafımızca takip edilebilmektedir. Kentsel Dönüşüme başlamadan sizleri ofisimizi ziyaret etmeye bekliyoruz.
Daha fazla oku...

YENİ EV ALIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

1) Belediye İmar Müdürlüğü'nden; daire ve bulunduğu bina veya parsel hakkında imara aykırılık tutanağı ve cezası var mı sorulmalı, belediye encümen kararı olup olmadığı ve yönetmeliğe aykırı durum var mı sorulmalıdır. Yapı kullanım belgesi (iskan) var mı sorulmalıdır. Mimari projesiyle daire birbiriyle uyumlu mu bakılmalıdır(özellikle eski binalarda). Fiziki incelemeyle daire ve binada yapısal hasar var mı bakılmalı, gerekirse uzman görüşü alınmalıdır. 2) Tapu Müdürlüğü'nden; kat mülkiyetine geçilip geçilmediği sorulmalıdır. Tapu üstünde haciz, ipotek vb borçlandırıcı şerhler var mı sorulmalıdır. Tapuya düşülmüş tüm şerhler incelenmeli, adli ve idari mercilerce konulmuş şerh ve tedbirler kontrol edilmelidir. Tapuya kayıtlı eklenti vb. tüm şerhler detayları ile görülmelidir. Ortak alanlar ve dairelere özgülenen alanlar projede görülmeli ve yönetim planından teyit edilmelidir. Yönetim planı mutlaka incelenmeli, kendimize özel durumlar varsa detaylarına( bina yaşam koşulları, aidat toplanması vb. diğer koşullar) bakılmalıdır. Mutlaka binadaki veya yapı bloklarındaki dairelere paylaştırılmış arsa payları kontrol edilmeli, nizami veya uyumlu paylaşım yapılmamışsa derinlemesine inceleme yapılmalı gerekirse sorunlu paylaşımların bulunduğu binalarda daire satın alınmamalıdır. Ayrıca, 6306 sayılı yasaya göre binanın riskli yapı durumunda olup olmadığı veya şerhi var mı sorulmalıdır. 3) Bina veya bloklarda yönetim kurulmuşsa yönetimden veya yöneticiden; mutlaka binanın yaşam koşulları sorulmalıdır. Aidat ve ortak giderlere katılım koşulları, bina yaşam kuralları ve daireye ilişkin satın alım sonrası doğacak ortak gider, yatırım ve demirbaş giderlerinin var olup olmadığı, ne şekilde toplandığı sorulmalı ve araştırılmalıdır. Dairenin ve binanın yapısal( izolasyon, tesisat vb.) sorunları var mı sorulmalı ve araştırılmalıdır. Son olarak dairenin bulunduğu site - binadaki veya yan parsellerdeki binalardaki komşularla satın alınan daire ve bulunduğu binaya ilişkin geçmişteki sorunlar varsa bilgi almakta ve binanın/dairenin yapısal ( temel, izolasyon, tesisat vb.) sorunları olup olmadığının sorulmasında fayda bulunmaktadır. BİZ SİZE NASIL YARDIM EDİYORUZ? Yukarıda yeni evinizi satın almadan önce ne gibi hususlara dikkat edilmesi gerektiğini özetledik. Yeni evinizi almadan önce tüm bu hususların incelenmesi için profesyonel destek alınması önemlidir. Haklarınızın korunması için gerekli tüm iş ve işlemler tarafımızca takip edilebilmektedir. Yeni evinizi satın almadan önce sizleri de ofisimizi ziyaret etmeye bekliyoruz.
Daha fazla oku...